Startseite
  Über...
  Archiv
  Gästebuch
  Kontakt
 

  Abonnieren
 


 
Letztes Feedback
   26.06.14 09:24
    I came here to study htt
   28.06.14 21:12
    I'm sorry, he's
   8.07.14 17:10
    Another service? http://
   9.07.14 09:36
    I'm a member of a gym ht
   20.07.14 04:14
    In tens, please (ten pou
   24.07.14 21:19
    I don't know what I want

http://myblog.de/adnangokkaya

Gratis bloggen bei
myblog.de





 
Berlin Duvarı Sonrası Almanya

Berlin Duvarı Sonrası Almanya

Berlin Duvarı Sonrası Almanya
2. Dünya Harbi sonunda başlayıp 9 Kasım 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sonuçlanan ABD. Sovyetler Birligi ekseninde olusturulmuş Çift Kutuplu Dünya Düzeni yerini, ABD merkezli sözde liberal ekonomik politikaların hakim oldugu, Tek Kutuplu Dünya Düzenine bıraktı. 2. Harp sonrasında hayata geçirilmiş olan politik,iktisadi,cografi tüm dengeler bir alt üst olma sürecine girdi ve ABD hegomanyasında yeni bir dünya düzeni oluşturulmaya başlandı.
Kapitalist dünyanın jandarması rolünü üstlenmiş küresel sermayedarların kontrolündeki ABD , eşyanın tabiatı geregi, emek sermaye ikilemi içerisinde, tercihini kendisini kontrolünde tutan kesimler lehine yaptı ve model oluşumunu bu çerçeve içinde gerçekleştirdi. Bu manada başlatılmış olan bu süreç, Yugoslavya,Irak ve Afganistan’da askeri ataklarla ilerledi, ekonomik alanda ise; hızlandırılmış özelleştirmeler, küçük işletmelerin, küçük bankaların yutularak, büyükler bünyesinde eritilmesi, şiddetli sıcak para operasyoları ve ulusal ekonomileri ,küreseller lehine davranmaya zorlayan iktisadi tedbirler, Turuncu Devrimlerle birlikte genel anlamda dönemi karakterize etti.
Kapitalizmin-kapitalistin maksimum kar endişesi, sanayi-banka sermayesinin iç içe geçerek merkezileşmesi, bir avuç sermayedarın Dünya’yı kontrol altına alma çabaları, refah toplumu olarak görülen, sosyal demokrat politikaların hakim oldugu ülkelerde de bir takım sonuçlar ortaya koydu. Artık oralarda da bol tüketen, refah toplumunun olanaklarından yararlanan halk kesimlerinin, inceden inceden kemerlerini sıkmaları ve tasarruf tedbirlerine alışmaları gerekiyordu.
Saglıkta,egitimde,sosyal ödeneklerde,çalışma yaşamında, yani sosyal devleti karakterize eden tüm alanlarda, tasfiyeye yönelik politikalar oluşturuldu ve hayata geçirildi.Örnegin Almanya 3.4 trilyonluk üretimi,83 milyonluk nüfusu, 40.000 Dolar kişi başına düşen ulusal geliriyle, Dünya’nın 4. büyük, Avrupa’nın en büyük ekonomisini meydana getirmesine ragmen, gelir dagılımı her geçen gün egemenler lehine gelişti ve yoksullaşma oranı yıllar itibarıyla kararlı bir biçimde arttı.
Çalışma yaşamında modern köleligin diger bir ifadesi olan kiralık işçi düzeninde Alman Sendikalar Birliginin beyanına göre kiralık işçilere ödenen ücret, asli işçilere ödenenin %50-70 oranındadır. Diger bir ifade ile kiralık işçi digerinden yarı yarıya daha az ücret almaktadır. Bunun yanı sıra kiralık işçiler yılbaşı ödentisi,izin parası gibi ücret yan ödemelerindende yararlanamamaktadırlar. Bu durumda ise, eşit işe eşit ücret, söyleri havada kalmaktadır. Sayı itibarıyla degerlendirildirildiginde, şu sonuçlar ortaya çıkıyor. 2001 yılı 357.ooo kiralık işçi 2008 yılı794.000, 2011 yılı ise 1 milyon üzeri modern köle.
2011 yılı itibarıyla Paritatik Refah Kurumu verilerine göre, ekonomik göstergelerdeki iyileşmelere ve azalan işşizlik oranlarına ragmen,yoksullugun azalmasına yönelik pozitif bir gelişme gözlenemiyor. Almanya’da halen 12 milyon kişi, yani nüfusun 14,5’i yoksulluk riski altında yaşıyor. İşşizlik miktarındaki azalışa ragmen yoksullugun azalmamasının sebebi olarak iş hayatında ortaya çıkan düşük ücret alanları(modern kölelik) görülüyor.
Krizin bir yansıması olarak egitimli işşizlerde dikkat çekmekte. Yüksek Okul mezunları arasındaki issizlik oranı 2010 itibarıyla 25-35 yaş arasında %15’ler düzeyinde, Harz 4 vasıtasıyla hayatını idame ettiren yüksek okul mezunlarının sayısı ise 60.000 düzeyindedir.
Egitimle ilgili gelişmelerde pek hayra yorulacak bir biçimde görülmemekte. Alman İstatistik Kurumu verilerine göre, bütçeden 1975 yılında egitime yüzde 5,1 pay ayrılırken bu oran 2005 te yüzde dört , 2011 yılında ise yüzde üçtür.Aynı şekilde özel okulların sayısındaki artış ivmeside dikkat çekicidir. Doksanlı yıllardan beri özel okulların sayısı %52 dolaylarında artmıştır. 9 Şubat 2011 tarihli Friedrich Ebert Vakfı verilerine göre özel okulların oranı 1992 den 2011 yılına kadar olan dönemde 4,8 oranından 7,7 oranına yükselmiştir. 2010 yılı itibarıyla Almanya’da 5200 özel okul vardır ve buralarda, yaklaşık 240.000 ögrenci egitim görmektedir. Burada da egitimde fırsat eşitligi, egitim ögretim imkanları açısından makas her geçen gün yoksullar aleyhine açılmaktadır.
Ulusal servetin dagılımı da Almanyada bilinen ancak pek tartışılmayan tabu temalardan birisidir. SOEP (Sozio-oekonomische Panel) verilerine göre, ulusal servetin yüzde seksenine yüzde yirmilik bir kesim el koyarken, digerleri yani yüzde seksenlik bir kesimde,servetin kalan yüzde yirmilik bir miktarıyla yetinmektedir.
Konut ve barınma sorunuda keza sömürünün diger bir boyutunu teşkil etmektedir. Uluslararası fınans kuruluşlarının özelleştirmeler vasıtasıyla ele gecirmiş oldugu konut piyasasında, kira maliyetleri son yirmi yıllık dönemde yüzde yüz oranında artırılmıştır.
Kısa ifadeyle; şu söylenebilir. Berlin Duvarı‘nın yıkılışının ardından gelen , reeel sosyalizmin tasfiyesi sonucunda ortaya konan yeni sosyo-ekonomik dengeler, Avrupa Birligi cografyasının mesubu halk ve emekçi kesimlerine de pek bir refah getirmedi, aksine egemenler lehine sömürüyü daha da artırdı.
 
Adnan Gökkaya 06 Ocak 2012

19.1.12 19:26
 
Letzte Einträge: Türkiye'de illereGöre Cami Sayisi


Werbung


bisher 0 Kommentar(e)     TrackBack-URL

Name:
Email:
Website:
E-Mail bei weiteren Kommentaren
Informationen speichern (Cookie)



 Smileys einfügen



Verantwortlich für die Inhalte ist der Autor. Dein kostenloses Blog bei myblog.de! Datenschutzerklärung
Werbung